Yandex

Tiroid nodülleri genellikle iyot eksikliği yaşanan toplumlarda sık görülmektedir. Boynun ön kısmında bulunan tiroid salgı bezi içinde ve çevresinde oluşan nodüller öncelikle hastada kozmetik olarak problemler yaratmaktadır. Bununla birlikte ses kısıklığına ve yutma güçlüne neden olan tiroid nodüllerinin kansere dönüşme riski de bulunmaktadır. Bu nedenle mutlaka kontrol altına alınması ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Tiroid nodülleri ultrason ve MR gibi yüksek teknolojik görüntüleme sistemleri ile teşhis edilebilmekle birlikte ince iğne aspirasyon yöntemi ile de nodüllerin yapısını incelemek mümkündür.

Günümüzde gelişen teknolojik imkanların tıp alanında da kullanılması tanı ve tedavi yöntemlerinin çok daha nitelikli ve konforlu bir şekilde uygulanmasını sağlamaktadır. Tiroid nodüllerinin tedavisinde de farklı yöntemler uygulanabilmektedir. Cerrahi müdahale ile tedavi edilebilmesinin yanı sıra radyo frekans ablasyonu yöntemi ile de konforlu bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tiroid nodüllerinin ameliyatsız; özellikle de radyofrekans ablasyon yöntemi ile tedavisinde kesi ve dikiş işlemlerine ihtiyaç duyulmamaktadır. Böylece kanama ve enfeksiyon risklerinin de önüne geçilmiş olmaktadır Aynı zamanda hem hasta hem de doktor için oldukça konforlu olan bu yöntem günümüzde sıklıkla uygulanmakta ve tedavilerde başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Radyofrekans Ablasyonu(RFA)

Radyofrekans(RF) ya da radyofrekans ablasyonu yaklaşık 20 yıldan beri karaciğer, akciğer, böbrek, kemik tümörleri ve son yılarda da tiroid nodülleri ve meme kitlelerinin tedavisinde, cerrahi ve kemoterapi gibi yöntemleri  tamamlayıcı  ya da alternatif olarak yararlanılan bir yöntemdir. Görüntüleme yöntemleri ile saptanan tümörün içerisine ciltten(perkütan), ultrasonografi(US) ya da bilgisayarlı tomografi(BT) eşliğinde iğne şeklinde bir prob yerleştirilir. Probdan geçen radyofrekans dalgaları tümör dokusunu ısıtarak harap eder. İşlemin önemli avantajları cerrahi kesiye gerek duyulmaması, lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde uygulanabilmesi ve hastanede kalış süresinin kısa olmasıdır.

Radyofrekans ablasyon tedavisine başlamadan önce, hastaların ön hazırlık süreci vardır. Bu aşamada öncelikle kan tahlilleri yapılmaktadır. Tedavinin yapılacağı alanın büyüklüğü ve hastalığın dağılımının ne kadar olduğunu görebilmek için ultrason ve tomografiden yararlanılır.

Tedaviden önce hasta hiçbir şey yememelidir. Tedavi sırasında işlem bölgesel anesteziyle yapıldığından, hasta o sırada bir ağrı duymaz. Ancak işlem bittikten sonra hasta hafif derecede ağrılar yaşayabilir. Ablasyon tedavisi bittikten sonra hastaların hastanede istirahat etmesine gerek duyulmaz. Fakat ameliyatın yapıldığı gün, taburcu olabilen hastaların mutlaka ağrı kesici ilaç kullanmaları tavsiye edilir.

Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan RF ablasyonu, diğer tedavi yöntemlerine göre bazı avantajlara sahiptir. Örneğin tiroidin radyofrekans ablasyon tedavisi ile iyileştirilmesinin avantajları şu şekildedir;

-          Ameliyattan korkan hastalara da rahat bir tedavi seçeneği sunar.

-          Bu tedavi yönteminde hastalığın iyileşme oranı oldukça yüksektir.

-          Ameliyatla tedavi olmayla kıyaslanırsa, oldukça rahat ve kolaydır.

-          Hastaların evlerine ve günlük yaşam tempolarına dönmeleri daha hızlı olur.

-          Narkoza ihtiyaç kalmaz, lokal anestezi ile işlem tamamlanır.

-          Kozmetik açıdan sonuçlar oldukça memnun edicidir. Dikiş izi kesinlikle kalmaz.

-          Tedavinin başlayıp bitmesi oldukça hızlıdır. İşlem çabuk biter.

Genel olarak RF ablasyon tedavisinin faydalarından en önemlisi hastalarda herhangi bir kesi olmamasıdır. İşlemlerin hemen hepsinin kısa sürmektedir. Hastada ciddi bir ağrı olmaması ve çoğunun günlük yaşam tempolarına çabuk dönebilmesi de mümkündür. Ayrıca, klasik ameliyatlara göre çok daha uygun bütçeli olması RF ablasyon tedavisinin tercih edilmesinin nedenlerinden biridir.